17 Mayıs 2008 Cumartesi

MİRNİ BEY -4- (MASAL)


MİRNİ BEY -4-

Ayı duraksamış. Bu adı hiç duymamışmış ormanda. Korkmuş, nasıl birisi olduğunu bilmediği birisinin hediyesine dokunmak istememiş.
“Tamam, götür bakalım hediyeni” diyerek tilkiye yol vermiş.
Tilki ormanın bu kabadayılarından kurtardığı horozla birlikte nihayet arkadaşı olan kedinin yanına gelebilmiş. Akşam olunca bir yandan karınlarını doyuruyorlar, bir yandan da sohbet ediyorlarmış.

Tilki ve kedi böyle yemek yerlerken, ormanın bir kuytu köşesinde üç arkadaş bir araya gelmişler. Kurt, domuz ve ayı sohbet ediyorlarmış. Kurt demiş ki;
“Arkadaşlar bu gün ormanda dolaşırken bir tilki gördüm, ağzında da kocaman bir horoz vardı. Ama maalesef tilkiden o horozu alamadım. Şimdi benimle alay edeceksiniz bir tilkiden bir horozu alamadım diye. Ama durum bildiğiniz gibi değil, ormana Mirni bey diye birisi gelmiş, tilkide horozu ona hediye götürüyormuş. Ben tanımadığım için bu Mirni beyi başıma bir iş almayayım diye tilkiyi gönderdim. Ne olur ne olmaz, nasıl bir hayvandır bu bilmeden kafa tutmak olmaz di mi arkadaşlar?” Demiş.
Bu hikâyeyi duyan domuz ve ayıda aynı tilkiyle karşılaştıklarını ve kendilerinin de korkarak tilkiye yol verdiklerini söylerler.

Üç kafadar orman arkadaşı, bu güne kadar görüp tanımadıkları Mirni Bey denilen bu hayvanı çok merak etmeye başlamışlar. Korkuyorlarmış, ormanda kendilerinden güçlü bir hayvanla düşmanlık yaşamak istemiyorlarmış. Ama bu Mirni Bey de nasıldır, nasıl görünür, boyu posu nedir bilmiyorlarmış. Sonunda “bir ziyafet verelim ve Mirni Bey ile tanışalım” kararına varmışlar.
Hemen ormanın en güzel yerinde olan pınarın başına giderek ziyafetin hazırlıklarına başlamışlar. Ateşler yakılmış, kazanlarda yemeklere pişmeye başlamış. Ormanın en güzel yemeklerini hazırlamaya başlamışlar.
Ama asıl sorun herkesi korkutuyormuş. Mirni Beyi kim çağıracak, kim davet edecek ziyafete. Domuz, kurdun kulağına fısıldamış, “şu saf ayıyı gönderelim” diye.
Kazanların altına odun atan ayının yanına gelmişler.
“Ayı kardeş içimizde en yakışıklısı sensin. En güçlü kuvvetlimizde sensin.”
Domuz devam etmiş. “Aslında tabi yakışıklılık ve güçlülük önemli ama sende bir özellik var ki o bizde yoktur. Sen en akıllı ve iyi konuşan orman sakinisin.”
“Eeee, ne var bunda, evet öyleyim elbette”
diye böbürlenmiş ayı.
Kurt , “işte bu sebepten seni göndermeye karar verdik” demiş.
Ayı saf saf bakarak sormuş, “nereye göndereceksiniz beni?”.
“Mirni beyi davet etmeye!!”
Ayı, bu kadar iltifata dayanamamış ve kabul etmiş bu görevi.

Ziyafet yerinden ayrılan ayı, Mirni beyi nasıl bulacağını düşüne düşüne ormanda giderken bir de bakmış ki karşısında o tilki. Ayıyı gören tilkide bir korku başlamış. “Eyvah!” diye düşünmüş. “Mirni bey olayını anladı şimdi beni döve döve öldürür bu ayı”. Ama ayı hemen en şirin ve saf haline bürünüp tilkiyi selamlamış. Hal-hatır sorduktan sonra korkudan titreyen tilki biraz rahatlamış. Sonunda ayı konuyu açmış. “Tilki kardeş biz bu akşam bir ziyafet hazırladık ve elbette Mirni Bey kardeşimizle seni aramızda görmek isteriz, bizi kırmaz da gelirseniz çok seviniriz” demiş. Korkusu tamamen giden kurnaz tilki içinden gülmüş ama bunu hiç belli etmemiş tabi ayıya. “Tamam, ayı kardeş, benim için bir sorun yok ben seve seve gelirim, ama Mirni bey adına konuşamam, ona bir söyleyeyim, kabul ederse beraber geliriz” demiş.

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...