17 Mayıs 2008 Cumartesi

MİRNİ BEY -2- (MASAL)

MİRNİ BEY -2-
Neredeyse iri bir köpek yavrusu kadar büyümüş. Ama herkes memnunmuş kedinin varlığından. Artık kimse elinde sopa ile yemekte nöbet beklemiyor, yemeklerini huzur içinde yiyorlarmış. Hem, artık fareler bittiği için ambarlarındaki yiyecekleri kirlenmiyor, mikroplanmıyormuş. Hastalıklar azalmış, çocukları daha sağlıklı gürbüz olmaya başlamış.
Ama kedi sahibini bir düşünce, bir tasa sarmaya başlamış. Bu kedi denilen yaratık fare denilen beladan kendilerini nerdeyse kurtarmış, bu doğru imiş. Ama fareler bitip tükenince ne olacak? Bu kediyi gönderen arkadaşının söyledikleri hiç aklından çıkmıyormuş..
“Ne bulursa onu yer bu kedi !”
Hele bir gün gördüklerin iyice paniklemesine sebep olmuş. Bu kedi denilen mahlûk ağzında bir kuş ile orman tarafından geliyormuş. Kuş çırpınıyormuş ama boşuna tabii ki. Kedi kuşu birkaç hamlede parçalayıp hemen afiyetle yemiş, bitirmiş.
“Ya kuşlarda bitiverirse hemencecik, tıpkı fareler gibi... o zaman bu kedi insanları yemeğe başlamaz mıydı?”

Köylüler bir araya toplanıp bu konuya çözüm aramaya başlamışlar.
Sonunda bu kediden ancak onu öldürmekle kurtulacaklarına karar vermişler. Ama bu işi nasıl yapacaklardı. Bu canavara nasıl yaklaşıp da onu öldüreceklerdi.
İçlerinden birisi buna da bir çare bulmuş. Eski, kullanılmayan bir evin içine birkaç tane fare koyacaklar, kedi de o fareleri yakalamak için eve girince kapıları pencereleri hemen kapatacaklar. Sonrada evi ateşe verip içindeki kedi ile birlikte yakıp kül edeceklermiş. Hepsi bu planı çok beğenmişler ve hemen uygulamaya geçmişler.
Evin içine bıraktıkları fareler tıkırdamaya başlayınca kedi bu sesi duymuş hemen. Birkaç hamlede sıçrayarak eve dalmış. Kedinin eve girdiğini gören insanlar sessizce eve yaklaşarak kapı ve pencereleri kedinin üzerine kapatıvermişler. Çabucak evin etrafına çalı çırpı yığarak ateşe vermişler içerideki kediyle.

İnsanlar hemen kaçışmışlar ve kuytu yerlere, ağaç arkalarına köşe başlarına saklanmışlar. Ama elbette çok merak ediyorlarmış olacakları. Saklandıkları yerden korkarak gizlice bakmaya başlamışlar alevlerin yakmaya başladığı eve.

Ama... o ne??? Kedi alevlerin arasından hoplaya zıplaya çatının en yüksek yerine çıkmamış mı?

Gerçekten de alevlerin arasında kalan kedi can havliyle bulduğu ilk aralıktan, henüz alevlerin ulaşmadığı tavan arasına ve oradan da çatının tepesine atıvermiş kendisini. Burada biraz nefeslenerek yanmış olan ayaklarının tüylerini yalamaya başlamış.

Kedinin bu şekilde hareket ettiğini gören gözcü insanlardan birisi hemen geriye arkadaşlarının yanına koşmuş.
“Arkadaşlar biz mahvolduk artık... Kediye ateşten bir şey olmamış. Üstelik çatıda etrafı kolaçan ediyordu beni görünce de kollarıyla göstererek tehdit etti. “Bu yana da gitseniz sizi bulup yalayıp yutacağım, şu yana da gitseniz sizi bulup yiyeceğim” diye kollarını yalayıp duruyordu. Sizi bilmem ama be hemen buradan kaçıp uzaklara gidiyorum.”

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...