17 Mayıs 2008 Cumartesi

MİRNİ BEY -5- (MASAL)


MİRNİ BEY -5-
Ayı, Mirni beyi çok merak ediyor, korkuyor da, ama yanlarında tilki olursa bir şey yapmaz diye düşünerek “tamam o zaman haydi beraber gidelim de Mirni beye söyleyelim” diyerek kedinin bulunduğu harabelere gelmişler.
Mirni bey daveti kabul etmiş ve birlikte ormanın derinliklerine doğru yürümeye başlamışlar.
Böyle sohbet ede ede yürürlerken birden kedinin yanındaki çalının dalından bir kuş ürker ve pııır diye havalanmak isterken Mirni pat diye bir pençede kuşu yakalayıverir ve hemen iki lokmada çıtır çıtır yer bitirir.

Bu olay ayıyı dehşete düşürür. Hayatında bir kuşu yakalamanın imkânsız olduğunu düşünen ayı korkudan ödü patlar. “Ya yemekleri beğenmezse Mirni Bey, ya yemekler yetmezse, ya karnı doymazsa? O zaman bu vahşi avcı, küçük ama şeytan gibi olan bu canavar bizi de yer, uçan kuşu havada yakalayan Mirni bizi haydi haydi yakalar” diye başlar korkmaya.

Ayı bu gördüklerini ve Mirni beyin nasıl bir hayvan olduğunu muhakkak arkadaşlarına anlatması gerektiğini düşünerek bir kurnazlık yapar.
“Arkadaşlar, şimdi siz bu yoldan doğruca giderseniz bizim kazanların kaynadığı ziyafet alanına ulaşırsınız, ben elbette geleceğim ama şu dere kenarında bir arkadaş var onu da çağırsam iyi olur, sonuçta o da dostumuz değil mi?” diyerek hemen yan taraftaki ağaçların içine dalarak gözden kaybolur. Tilki ile kedi bu duruma pek anlam veremezler ama önemlide değildir, nasıl olsa yolu öğrenmişler ve karınları da hayli acıkmıştır. Yola devam ederler.

Ayı, tilki ve kedinin yanından ayrılır ayrılmaz koşarak kurt ve domuzun yanına gelir. Nefes nefese gördüklerini anlatır. “Aman arkadaşlar, bu nasıl bir hayvandır, nasıl bir canavardır inanamazsınız. Bu Mirni şöyle küçük bir yaratık aslında. Ama ne uçan ne kaçan kurtuluyor elinden. Pençeyi koydu mu işini bitiriyor avının, çevikliğine diyecek yok, ormanda onun gibi seri, hızlı bir yaratık görmedim”. Üçünü de bir korku alıyor. Ayı çeşmenin yanındaki asırlık dev kavak ağacına tırmanmaya başlıyor ve bir yandan da “ben bu işte yokum arkadaşlar, Mirni neredeyse gelir kaçmaya vakit yok ben buraya tırmanıyorum” diye söyleniyor. Çıkabildiği en yüksek dala tırmanır ve orada yaprakların arasına gizlenerek oturur.

Ayının korkusunu gören domuz paniğe kapılır, nereye saklanmalı, Mirni’de şimdi gelecek diye, yerde kümelenmiş gazellerin içine atar kendini ve iyice üstünü örterek gömülür.

Kurt daha ne oluyor demeye kalmadan ayak sesleri duyar, can havliyle kendisini en yakın böğürtlen çalılarının arasına atar gizlenir.

Mirni ile tilki de sohbet ede ede kazanların başına gelmişler. Ama bakmışlar kimsecikler yok ortada. Kazanlar hazır, her çeşit yemek yapılmış, hatta tatlı olarak irmik helvası bile yapılmış. Biraz beklemişler. Ama ne gelen var ne giden, zaten iyice acıkmışlar. Kazanlar yemek dolu, bu ikisi iyice aç, sonunda dayanamayıp başlamışlar yemeğe. Mirni ile tilki yemek yerken bizim korkak kafadarlar ara sıra saklandıkları yerden göz ucu ile olup bitene bakıyorlarmış. Kedi ile tilkinin iştahla kazanlara saldırdıklarını görünce saklanmakta iyi yaptıklarını düşünmüşler zaten.

Tilki ile kedi de karınlarını iyice doyurmuşlar, suyun başında oturup sohbete başlamışlar. Yemeklerin güzelliğinden, ama ziyafet sahiplerinin ortada görünmemesinden filan konuşuyorlarmış.

Bu arada gazellerin içinde gizlenmiş olan domuzun kulağı dışarıda kalmış, o da konuşulanları daha iyi duymak için kulağını kıpırdatmaya başlamış. Ama kıpırdanan domuzun kulağı kuru ağaç yapraklarını haşurt huşurt diye karıştırınca birden kedinin dikkatini çekmiş. Kedi domuzun kulağını bir anda görünce onu fare zannederek şimşek gibi dalmış kuru yaprakların üstüne. Domuz, kedinin kendisini yemeğe geldiğini sanarak korkuyla yattığı yerden kalkmış. Kedi bir anda kendisini kocaman bir domuzun üzerinde bulunca korkuyla en yakındaki ağaca atmış kendini.

Meğerse ayı da o ağaçta saklanmamış mı? Ayı aşağıda olanları görüyor elbette. Bakıyor kedi ağaca tırmanmaya başlamış. “Eyvah” diyor. “Mirni, domuzu hakladı beni burada gördü, şimdi beni parçalamaya geliyor”. Ayı kendini ağaçtan atıveriyor aşağıya ve paat diye domuzun üzerine düşüyor. Ağaçtan düşen ayıyı gören kedi iyice paniğe kapılıyor ve hemen en yakın böğürtlen çalısına saklanmak istiyor ve dalıyor içine.

Kedi böğürtlenlerin içine dalınca oraya saklanmış olan kurt “ahha!! işte sıra bana geldi şimdi, beni de haklayacak bu canavar” diyerek kaçmaya çalışıyor. Ama korkudan çalının içinde, iyice dallara yapraklara dolanıveriyor, zaten dikenli olan çalının dalları kurda saplanmış, kaçamayan kurt korkudan ödü patlayarak ölüyor.

Biraz sonra tilki ve kedi olanları anlamaya başlıyorlar. Bakıyorlar ki ormanın en kabadayı hayvanlarının hepsi ölmüşler. Üstüne ayı düşen domuz ezilmiş ölmüş, yüksekten düşen ayı zaten hemen ölmüş, kurt çalıda asılı kalmış ölmüş.

Tilki bu olayı ballandıra ballandıra ormanda her gördüğü hayvana anlatmaya başlamış. Artık herkes Mirni Bey isimli hayvanın ormanda en güçlü hayvan olduğuna inanmış.
Mirni bey ve tilki de ömürlerinin sonuna kadar ormanda rahat içinde yaşamışlar.

Onlar ermiş muratlarına, haydi sizde çıkın kerevete.....

(Raşit ÇETiN’den aktarılmıştır.)

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...