21 Mart 2010 Pazar

GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-MOTORİN TANKERİ

MOTORİN TANKERİ
08-03-2009 - Otel, 10 numaralı oda. Saat 00.30 suları.
Şirket hattının olduğu cep telefonu çalmaya başladı. Aslında telefonun sesiyle uyandım, ne kadardır çaldığının farkında değilim. Baktığımda arayan numara yerinde herhangi bir isim yazmıyor, yani arayanı tanımıyorum, belki de yanlış bir arama. Açtım...
—Abi ben geldim.
— Hoş geldin de? Sen kimsin, nereye geldin?
—Abi ben mazot getirdim, nizamiyedeyim ama kimse yok şantiyede?
Uyku sersemliği... “Kim bu adam, ne mazotu, ne nizamiyesi? “ Bir süre cevap veremedim, sessizlik.
—Abi uyandırdım galiba, kusura bakma, Mersin’den geç yüklediler abi ne yapayım, anca geldim.
“Lan yoksa bu arayan, sabah geleceğini söyledikleri motorin tankeri olmasın... Evet, o muhakkak.”
—Sen havaalanındaki nizamiyede misin şimdi?
—Evet, abi, telefonun da buradaki nöbetçi uzman çavuştan aldım.
—İyi de bu saatte ne işin var senin orada, saat gece yarısını geçmiş, yarın Pazar, tatil pazarı. Cumartesi gece yarısı şantiyeye gelinir mi?
—Abi yeni geldim işte, nasıl yapacağız şimdi?
—Şu anda yapacak bir şey yok, şantiyede kimse yok zaten, olsa da fark etmez, tankeri gecenin bu saatinde hangi kantar sokacağız da malı teslim alacağız. Yarında kimse olmaz tatil çünkü pazartesi sabahı orada ol o zaman hallederiz.
—Ama abi iki gece ben burada mı kalacağım yani.
—Olm ben ne yapayım, bu saate gelinir mi, senin cumartesi sabahı burada olman gerekiyordu, sen gece yarısından sonra geliyorsun, orası askeri bölge, öyle istediğin zaman girip çıkabilir misin?
Tanker şoförü birkaç saniye sustu. Karşısındakini ikna edemeyeceğini anlamıştı.
—Peki, abi, tamam.
—Tamam, iyi geceler.
Telefonu kapattım. “Bu adam ne yapmaya çalışıyordu? Neden böyle ilgisiz bir saatte gelmişti? “ Uykum kaçtı.
Aslında bu saatte gelmesinin sebebi açıktı, yolda başka yükler almış ve boşaltmıştı ve anca bu zamanda gelebilmişti, kimse ona fazladan yaptığı bu iş için hesap soramayacaktı ve o fazladan yaptığı nakliyenin bedelini de şirketine vermeyip kendisine alacaktı. Ya da bir başka ihtimal, motorin kontrolsüz bir şekilde teslim alınacaktı, yani miktarı kontrol edilemeyecek ve (eğer şoför motorinden çalmışsa) eksiklik belli olmayacaktı.
........................................................
Sabah (bu sefer istemesem de) her zamanki gibi saat 06.00’da uyandım. Kafamda gece yarısı yaptığım telefon konuşması ve muhtemel sonuçları var. Birazdan tanker şöförüde uyanacaktır. Muhtemelen hemen kendisini gönderen firma sorumlusu Bayram beyi arayacak ve malı şantiyeye getirdiğini ama kimsenin teslim almadığını söyleyecektir. Bayram’da benim patronumu arayacak, “şantiyedekilerin çalışmadığını, mazotun boşaltılmayı beklediği”ni söyleyecektir.
Saat 09.30, otel salonunda kahvaltı. Bu saate kadar kimsenin aramamış olmasını garipsemiştim ki, telefonum çaldı. Arayan motorini gönderen şirket yetkilisi Bayram.
—Şoför beni aradı, şantiyede beklediğini söylüyor, telefonla aradığı kişi mazotu istemediğini söylüyormuş ona.
—Bayram bey, şoförün aradığı bendim. Beni aradığında saat gece yarısını geçiyordu ve bu gün de Pazar yani bizim şantiyenin tatil pazarı. Dolayısıyla ne gece yarısı ne de bu gün o mazotu teslim almamız mümkün değil, gece yarısı ben nerede kantar bulacağım da tarttırıp o mazotu teslim alacağım. Şoföre pazartesi sabahı mazotun teslim alınacağını ben söyledim.
Bayram bu açıklamadan sonra söyleyecek başka söz bulamadı. “İyi günler” dedi ve telefonu kapattı.
Ben şimdi bekliyorum. Bu konunun benim patronuma nasıl intikal edeceğini ve bana nasıl bir yıpratma ve suçlama ile geri döneceğini bekliyorum.

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...