30 Mart 2008 Pazar

BİR HAK ARAMA ÖYKÜSÜ 3.GÜN


ÜÇÜNCÜ GÜN
19-Ekim–2007 Cuma
Gün bir önceki gibi başlıyor.
İki tarafta bu gün biraz daha yakın görünüyor. Selamlaşmalar daha sıradanlaştı. Yereller talimatlara daha rahatlıkla uyuyorlar.
.........................................................

Cuma namazı. Bazı Türk personel yakında bulunan rafineri arazisindeki camiye gidiyorlar.
.........................................................

Saat 15.00 civarı.
İdari işler Müd. Erman Bayram, Şantiye Şefi Oğuz Çetin’in odasına geliyor.
“Bazı arkadaşların sıkıntıları var, bana söylediler, akşam saat 18.00 de toplanmak istiyorlar”
“Bu gün Cuma, yani şantiye günlük toplantısı saat 18.00’de yapılacak”
. Diye hatırlatıyor Oğuz,
Erman,
“önemli değil siz toplantınız yapın sonra bizimkisini yaparız, ayrıca bu konudan Mustafa ve Bayram beylerinde haberleri var” dedi.
“Tamam.”

Saat 16.00 civarı.
Prj. Koor. Mustafa Taylan, Şant. Şefi Oğuz Çetin’in odasına girdi.
“Bu şantiye toplantıları çok uzun sürüyor, bu gün bir saat erken başlayalım, erken bitsin” dedi.
Oğuz Çetin şaşırdı. “Her zaman sonu gelmez konuşmalarıyla toplantıları saatlerce uzatan Mustafa Bey böyle bir teklifi neden yaptı acaba?” diye düşünüyor.
“Nasıl isterseniz şefim, ama P.M. Bayram Beye de bunu söyleyelim, o saat 18.00 bekliyordu bizi” diye cevaplıyor.
“Ben ona söylerim sen işine devam et Oğuz” diyerek Prj. Koor. Mustafa Bey, Şantiye Şefinin odasından ayrılıyor.

Saat 17.00
Mutad şantiye toplantısı zamanında başladı. Her zamankinden farklı olarak Prj. Koor. Mustafa Taylan neredeyse hiç konuşmadı.
Toplantı, sıradan bir şantiye gündemi ile yapılıyor. Özellikle arızalı makinelerin tamiratı ve ne zaman araziye verileceği, betonu dökülecek köprü ayaklarının hızlandırılması konuşuluyor. P.m. Bayram Bey, her zamanki ısrarlı sorusunu soruyor,
“Neden stonebase (kırma taştan yapılan, asfalt tabakası altında bulunan temel tabakası) devam etmiyor?”
Soruya, CM (Construction Manager=Şantiye Şefi) Oğuz Çetin cevabını yineliyor.
“Çünkü MC–1 (primecoat, asfalt tabakası ile kırma taş temel tabakası arasına serilen inceltilmiş bitüm) henüz temin edilmedi. MC–1 ile kaplanmayan stonebase çok kısa sürede tahrip oluyor, bunun tamiratı da çok zaman alan, makine ve personel çalışması gerektiren bir iş, bundan dolayı MC–1 getirilene kadar stonebase serme-sıkıştırma yapmak doğru değil diye düşünüyorum”.
Prj. Koor. Mustafa Bey,
“Toplantıyı fazla uzatma Bayram, çocukların başka bir toplantısı var” diyerek kısa kestiriyor.
Toplantıdan çıkarak yemekhaneye gidiliyor.
Yemekhaneye girmeden önce CM Oğuz, bu toplantı için Teknik Ofis Şefi Tunay’ın da kulis çalışması yaptığını, hatta bu çalışmaya sabah erkenden başladığını öğreniyor.
“Erman Bey acaba Tunay ile görüşüp de mi bu toplantıyı organize etti. Hâlbuki birisinin ak dediğine diğeri kara diyecek kadar birbirleriyle uyumsuz olan bu iki kişi, nasıl oldu da bu konuda mutabık kaldılar acaba?” diye düşünerek yemekhaneye giriyor.
Yemek sessiz biçimde yeniyor Mustafa Bey her zaman yaptığının aksine bu sefer yüksek sesle sürekli konuşmuyor..
Yemek faslı çabuk geçiyor.

Saat 18.30 civarı.
Erman Bayram, Mustafa ve Bayram Beylere dönerek,
“biz bu akşam kendi aramızda bazı sorunlarımızı konuşmak üzere bir toplantı yapmak istiyoruz. Ama bu toplantıda sizin bulunmanızı istemiyoruz, bize bu konuda müsaade eder misiniz?” diyerek dışarı çıkmalarını istiyor.
“gidelim Bayram, çocuklar ne konuşacaksa konuşsunlar” diyerek Mustafa Bey kalkıyor, Bayram Bey de yanında yemekhaneden çıkıyorlar.
.......................................................

Orta sırada bulunan masalarda oturanlar, plastik sandalyelerini alıp duvar dibindeki masalara geçtiler. Artık herkes birbirinin yüzünü görebiliyor.
Oğuz Çetin, Erman Bayram ve Murat Oğuz köşedeki masanın birinde beraber oturuyorlar. Erman “arkadaşlar son yaşanan olaylar nedeni ile hepimiz huzursuz olduk, bazı arkadaşlar toplanıp bu konuyu konuşalım dediler, bu sebeple buradayız” dedi.
Kısa bir sessizlik oldu ve önce tek tük mırıldanmalar başladı.
“Evet... Çarşamba günü kötü oldu”
“Adamlar resmen bizi hapsettiler yaa..”
“Tamam, grevini, eylemini yaparsın ama kapıları kapamak nedir?”
“Böyle bir hakkı nereden alıyorlar... ya o bebeğe bi şey olursa, ya o anneye bi şey olursa???”
Biraz daha serin kanlı olanlarından birisi,
“arkadaşlar!...arkadaşlar!... böyle konuşursak karışıyor her şey, herkes aynı anda konuşmasın!...”
“evet arkadaşlar, sırayla konuşalım”
“ben bir şey söylemek istiyorum”
“Bi saniye ben bir şey söyleyebilir miyim?”
Sesler giderek daha da yükselmeye ve karışmaya başladı. Sonunda gür sesli birisi ayağa kalktı ve birazda bağırarak,
“Arkadaşlar, bir dakika susar mısınız?....” bir an sessizlik oldu, ayaktaki formen bu fırsatı değerlendirdi ve devam etti, “bu şekilde olmaz, zaten geç kaldık, bu toplantıyı birisinin yönetmesi lazım”
Herkes bu fikri onayladı.
“En tecrübelimiz Oğuz Bey, aynı zamanda da şantiye şefi zaten, o idare etsin toplantıyı” şeklinde gelen öneriye herkes onay verdi ve Oğuz Çetin toplantı yöneticisi oldu.
Oğuz Çetin mümkün olduğu kadar sıra ve eşit zaman gözeterek konuşmak isteyenlere söz vermeye başladı.
Yemekhanede yirmi sekiz kişi var.
Proje Müd. ve Proje Koordinatörü hariç bütün Türk personel burada.
Hemen hepsi düşüncelerini rahatlıkla ve açıklıkla anlattı.
“İşçilerin, haksız istekleri için grev yapması, burada toplanan Türk personelin herhangi bir davranışından dolayı olmadı. Hatta grev yapmak bir hak.”
“Ancak, işçiler çalışma şartları ve konusu ile ilgili olarak eylem yaparken, biz yabancı personelin en temel hakkı olan yaşama hakkına tecavüz etmesi kabul edilemez.”
“Jeneratörün çalışmasını engelleyerek, yemekhane ve mutfağı içerisinde biz varken kapatarak, şantiye dışına çıkışımızı engelleyerek bizim hayati güvenliğimizi tartışmasız biçimde tehlikeye attılar.”
“Şantiye ana kapısına isimlerimizi yazarak asmaları, bizi kontrolsüz kalabalık önünde hedef haline getirdi, bu durum arazide çalışan personelin güvenliğini büyük ölçüde tehlikeye atıyor.”
Toplantıdaki genel eğilim bu güvenlik sorunu üzerinde odaklaşma yönündeydi. Bazıları bir başka ilginç konuyu ortaya getirdiler. Yerel çalışanların bir kısmı bu gün çeşitli ifadelerle yabancı personelle alay etmişti. Elektriksiz, susuz, yemeksiz ve hareketsiz kalmalarını acizlikleri olarak gömüşler ve bunları gülerek, alay ederek dile getirmişlerdi.
Bu noktada Oğuz Çetin,
“Madem bu konuda muzdaripiz, öyleyse bunun telafi edilmesi gereklidir” diyerek, güvenlik sorunun dışında bir başka konunun da çözüme kavuşturulması talebini dile getirdi.
Bu iki madde hakkında tam bir mutabakat sağlandı.
Tunay Bozbeyoğlu,
“Arkadaşlar, her zaman bu şekilde toplanma ve konuşma-tartışma olanağımız olmuyor. Bu isteklerimize bizim özlük haklarımızı da ekleyebiliriz.” Dedi.
Bu öneriye Oğuz Çetin karşı çıktı. “Amacımızın dışında bir şey bu, hem toplantıyı gereksiz yere uzatır, hem de bizim amacımızın yanlış anlaşılmasına sebep olur”.
Özlük haklarının ne olduğu konusu uzun süre konuşuldu. Genel anlamda para ile ilgili olduğu için herkese cazip geldi ve toplantı sonunda hazırlanması kararlaştırılan belgeye bu konudaki isteklerinde yazılmasına karar verildi.
Son olarak, orada bulunan yirmi sekiz kişi adına konuşma yetkisi, sözcü olma görevi Oğuz Çetin’e oybirliği ile verildi.
Bu toplantıda alınan kararları yazmak üzere Oğuz Çetin, Tunay Bozbeyoğlu, Murat Oğuz, Erdem Yıldırım görevlendirildi.
Görevlendirilen kişiler belgeyi hazırlamak üzere ofise giderken, kalanlar hazırlanacak olan belgeyi imzalamak için yemekhanede beklemeye karar verdiler.
Kimse eve veya başka bir yere gitmeyecek, bu gece bu iş tamamlanacak.

Saat 00.30 civarı.
Toplantıdan çıkan yazım görevlileri Murat Oğuz’un ofisine gittiler, Erdem Yıldırım’a, toplantıda konuşulanlar, bilgisayarda dikte ettirildi.
Müsvedde bir çıktı alınarak üzerinde tekrar uzun uzadıya tartışmalar yapıldı.
Düzeltmeler elle yazıldı ve Erdem Yıldırım bu düzeltmeleri tekrar bilgisayar vasıtasıyla kâğıda döktü.

Saat 02.00 civarı.
Yazımla görevlendirilmiş kişiler yemekhaneye döndüler.
Bu sefer Oğuz Çetin’in elinde üç sayfalık bir yazı vardı.
Herkes tekrar oturdu.
Oğuz Çetin “yazdığımız yazıyı şimdi size okuyacağım, konuştuklarımız ve mutabık kaldıklarımız dışında bir şey eklemedik ve eksiltmedik. Dinledikten sonra görüşleriniz varsa söyleyiniz ve tekrar tartışabiliriz.” Diyerek okumaya başladı.


TOPLANTI TUTANAĞIDIR
İLGİSİNE: KEB (Kaduna Eastren Bypass-Kaduna Doğu Çevreyolu) PROJE MÜDÜRLÜĞÜNE
BİLGİ: PROJE KOORDİNATÖRLÜĞÜNE
19–10–2007 Cuma akşamı, mesai bitimi sonrası şantiye bünyesinde yer alan tüm Türk personelin yapmış olduğu toplantı detayları aşağıda yer almaktadır.
Şantiyemiz bünyesinde 17–10–2007 Çarşamba günü yaşanmış olaylar, yabancı personeli güvenlik ve emniyet bağlamında son derece rahatsız etmiştir. Yerli personel, Türk personeli şantiye ve şantiye içindeki binalara hapsetmiştir. Bütün bunlara rağmen olay ne hukuki olarak tespit edilmiş ne de işverenlerin gerekli tedbirleri aldığı görülmüştür. Yerli personelin grev yaptığı gün, Türk personel temel haklarından (yaşam hakkı, beslenme, serbest dolaşım, elektrik, su gibi temel hayati ihtiyaçlarından) mahrum bırakılmıştır.
Bizler buradaki varlığımızın, içinde olduğumuz projeyi en başarılı şekilde bitirmek,ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ve onurlu bir şekilde yaşamak olduğu inancı içerisindeyiz. Bizler, yani ücretli personel, bu başarının hem şirketimizin hem de ülkemizin hem de bizim adımıza olacağına vakıfız. Aynı şekilde bir başarısızlığında hepimizi üzeceği ama kaybın bizimkinden de öte, şirketimiz ve ülkemiz adına olacağının da bilinci içerisindeyiz. Toplantımızın ve size sunduğumuz tutanağımızın temel ruhu; çözümün ancak doğru, hukuklu, onurlu ve aklıselim ile mümkün olacağı inancıdır.
Yaşanan sorunların ilk defa yaşanmadığı ve bunlarla ilgili olarak evvelce söz verildiği halde hala herhangi bir gelişme olmadığı görülmüştür. Öte yandan; gerek sahada, gerekse ofislerde cisimleşen tehditler, saldırılar, hakaretler, onur kırıcı davranışlar artık Türk personelin; neredeyse sadece Türk olduğu için hayatına kasta varabilecek raddeye yaklaşmıştır. Samimiyetle itiraf ediyoruz ki; bizler maruz kaldığımız bütün olayları, onurumuzun zedelenmesi pahasına sindirerek, basiretimizi kaybetmeden bugüne kadar görevlerimizin gereklerini aksatmadan yerine getirmeye çalıştık. Fakat açıktır ki, sabrımızda artık onurumuzun önünde duramayacak kadar tükenmiştir. Biliyoruz ki devam eden bu şartlar bizim en küçük bir zafiyetimizin; bütün şantiyenin imhasına, insanların telef olmasına, makine ve ekipmanların, ofis binalarının yağmalanmasına sebep olabilecek potansiyele sahiptir. Ne olası kayıplar ne de sizlerinde asla istemeyeceği can kayıpları artık bizim tükenmek üzere olan sabrımıza ve onurumuz pahasına hala sağ tutabildiğimiz basiretimize teslim edilmemelidir.
Ne yazık ki şartlar şirketimizin bekası için bu güne kadar göstermekten sakındığımız bu türden bir tepkiyi artık ortaya çıkarmamıza sebep olmuştur. Bu bağlamda Türk personel öncelikle kendi hayatları için olmak üzere, şirketin ve işin, dolayısıyla personelin başarısı ve selameti için toplanıp aşağıdaki kararları oybirliği ile almıştır.
Tekrar samimiyetimizle belirtiyoruz ki kararlarımız kesinlikle kişisel çıkarlarımız için değil ama ancak birlikte bir barışın ve başarının mümkün olabilmesi gözetilerek topluca alınmıştır.

KARARLAR
1. Güvenliğimizin derhal sağlanması.
2. Milliyetimiz ve deri rengimizden dolayı maruz kaldığımız aşağılamalar ve hayati tehditler için –bize beyan edildiği üzere- iş birliğinin bu bölümünden sorumlu olan yerel ortağın sorumluluklarını yerine getirmediği sarihtir. Bundan dolayı yerel ortağın en üst düzey temsilcisinden, yerli personelin de katılacağı bir toplantıda bu tür olayların bir daha vuku bulmaması için gerekli tedbirlerin alınacağı ve uyarıların yapılacağı garantisiyle birlikte özür bekliyoruz.
3. Özlük haklarının bir sözleşme ile standarda bağlanıp hayata geçirilmesi.
4. Türk personelin maaşlarının da Nijeryalı personel ile aynı günde ödenmesi.
5. Alınacak ilk hak edişle birlikte daha önce sözü verilmiş olan primlerin ödenmesi.
6. Fazla mesai ve tatil çalışmalarından doğan ücretlerin ilgili ayın maaşına yansıtılması.
7. Türk personel maaşlarının doların düşüşünden dolayı görmüş olduğu zararın telafi edilmesi.
8. Bir yaşam alanı olan kampın gerekli sosyal alanlarının inşa edilmesi, yaşadığımız lojmanların standartlarının iyileştirilmesi.

20–10–2007 tarihinden başlamak üzere 1. ve 2. maddelerin gereği yapılana kadar aşağıda imzası bulunan bizler söz konusu bu maddelerin hayati zaruriyetinden dolayı işe çıkmayacağımızı belirtmek zorundayız.

Kararını aldığımız diğer maddelerle ilgili olarak (madde 3-8) samimiyetle belirtmek isteriz ki bunlar yeni ortaya çıkmış talepler olmayıp, uzun zamandır biriken ve şantiyede performans ve güven kayıplarına da sebep olan konulardır. Bu konuların toplantı sonuçlarına dahil edilmesi kesinlikle içinde bulunduğumuz hassas konumdan yarar sağlamak amacı güdülmemiş, tamamen günün şartlarına gerekenlerin sağlanması amacıyla yapılmıştır. Bu maddelerde yer alan taleplerin çözüme ulaştırılması için 2007 yılı Kasım ayı sonuna kadar beklemeye hazır olduğumuzu bildiririz.

Saygılarımızla.
KEB Projesi Türk Personeli

Şevket Hakan Özkan (Beton İşleri Şefi), Hakkı Erman Bayram (İdari İşler Şefi), Talat Halefoğlu (Ölçme İşleri Şefi), Ahmet Tosun (Toprak İşleri Formeni), Nevzat Tüfekçi(Atölye Formeni), Gürkan Yalçındağ (Sanat Yapıları Mühendisi), Azmi Suat Yılmaz (Kalıp İşleri Formeni), Murat Yılmaz (Beton İşleri Formeni), Ali Göçmen (Atölye Formeni), Murat Oğuz (Mali İşler Şefi), Erdem Yıldırım (Ambar Şefi), Kadir Öztaş (Konkasör Formeni), Mehmet Tunay Bozbeyoğlu (Teknik Ofis Şefi), Oğuz Çetin (Şantiye Şefi), Kazım Arslan (Üstyapı Konkasör Formeni), Salih Seven (Üstyapı Formeni), İsmail Şevket Tur (Kalıp İşleri Formeni), Cemhan Küçük (Teknik Ofis Mühendisi), İlhami İzci (Asfalt Plent Operatörü), Hüseyin Gümüş (Ahçı), Durmuş Akman (Beton İşleri Formeni), Yaşar Soydan (Atölye Formeni), Hamza Akça (Beton İşleri Formeni), Adem Gümüş (Üstyapı Formeni), Cumhur Keşan (Toprak İşleri-Üstyapı Şefi), Sönmez Karataş (Taşocağı Formeni), Hasan Şaybakan ( Ölçme İşleri Şefi), Mustafa Uyduran (Makine Şefi)

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...