30 Mart 2008 Pazar

BİR HAK ARAMA ÖYKÜSÜ 5. GÜN


BEŞİNCİ GÜN
21–10–2007 Pazar

Sabah saat 07.00 de Türk personel yemekhanede hazır. Kahvaltı ediliyor. Televizyonda gene TRT INT seyrediliyor.

Saat 13.30 civarı
Oğuz Çetin ve Murat Oğuz eve geldiler.
Murat Oğuz, İstanbul şirket merkezinden Gnl. Md. Yrd. sı Zafer Bey ile görüşmeye başladı.
Zafer Bey ısrarla, bu olayı organize edenleri ve “elebaşı”sını öğrenmeyi istiyor.
Murat Oğuz: “Burada söylenebilecek bir isim yok Zafer bey, hepimiz aynı fikirdeyiz”
Zafer: “Ama sen merkez personelisin, yani guruptan ayrılmamak için imzaladın değil mi?”
Murat Oğuz: “Orası öyle, evet”
Murat Oğuz,"Oğuz beyde burada, isterseniz onunla da konuşun” , diyerek Oğuz Çetin’in MSN adresini Zafer beye verdi.

(14:38) Zafer:
Selam oğuz bey ben zafer
(14:38) OĞUZ ÇETİN:
mrb. Zafer bey
(14:38) Zafer:
biraz sonra Cafer gelecek şantiyeye
(14:39) Zafer:
Cafer’e sakin olarak burada geçen olayları tek tek anlatın ve eşi çocuk bekleyen kardeşimizin de sıkıntılarını üzerine basarak anlatın
(14:41) OĞUZ ÇETİN:
evet Cafer in gelmek istediğini dün gece Bayram bey söyledi ve ben de saat 15 de gelebileceğini söyledim
(14:41) Zafer:
ve kendisinin sendika görevlileri ile konuşup bu konunun çözümünde yardımcı olmasını talep edin
(14:42) OĞUZ ÇETİN:
biz sıkıntılarımızı ve taleplerimizi müşterek toplantımızda netleştirerek kayıt altın aldık ve bu kayıt da size gönderildi zaten, bunlardan bilginiz var
(14:42) Zafer:
bence yarın bir toplantı daha yapıp sendika temsilcileri ile tekrar konuları masaya yatırıp iş barışının sağlanması hususunda fikir birliğine varmak lazım
(14:42) OĞUZ ÇETİN:
biz bu noktadan sonra sorunlarımızı Cafer e anlatmayı düşünmüyoruz
(14:42) OĞUZ ÇETİN:
hatta va hatta sendika ile kesinlikle muhatap olmuyoruz
(14:43) OĞUZ ÇETİN:
bizim birinci derecede amirlerimiz pm ve pc dir
(14:43) Zafer:
o konuda şantiyede düzeni sağlamakla görevli olan şefler olarak bence yanlış yaparsınız
(14:43) Zafer:
bir çok şey diyologlarla çözülür
(14:43) OĞUZ ÇETİN:
biz taleplerimizi bu açıdan özellikle türkçe yazdık
(14:44) OĞUZ ÇETİN:
diyalog nisan ayında yapıldı ve muhataplarımız gereğini yerine getirmedi
(14:44) Zafer:
bu diyalogların kapandığı noktada işler içinden çıkılmaz hale gelir
(14:44) OĞUZ ÇETİN:
bu olaylar yeni oluşmuş değildir ve bir sürecin parçasıdır
(14:44) Zafer:
ama diyaloğun devamında fayda var
(14:44) Zafer:
nisandaki olayı bu gün öğrendim
(14:44) OĞUZ ÇETİN:
sizi bir hataya düşmemeniz konusunda uyarırım
(14:45) Zafer:
ama bence sakin olarak tekrar anlatmak hepimizin yararına diye düşünüyorum
(14:45) OĞUZ ÇETİN:
sizin bu gün öğrenmiş olmanız kurumlardaki sürekliliğin olması gerçeğini değiştirmez
(14:45) OĞUZ ÇETİN:
biz çok sakiniz, bu konuda emin olabilirsiniz
(14:46) OĞUZ ÇETİN:
bizi işçilerle ve yerel ortakla karşı karşıya getirmeyiniz
(14:46) OĞUZ ÇETİN:
bizim işverenimiz ve amirimiz bellidir ve biz sorunlarımızı onlara aktarıyoruz
(14:46) Zafer:
ben sizleri hiç kimse ile karşı karşıya getirmek istemiyorum
(14:47) Zafer:
yanlız yaşadığınız sorunlar ikinci ağızdan değil, bire bir birinci ağızdan cafer'e anlatılmasından yanayım
(14:47) OĞUZ ÇETİN:
haddizatına bu sorunların oluşmasında ve çözümsüzlüğe gidilmesinde bu kişilerden bazılarının görevlerini eksik ve yanlış yapması en önemli sebeptir
(14:48) OĞUZ ÇETİN:
hayır, biz Cafer'e bu konuyu nisan ayında anlattık ve bize çözeceği konusunda söz verdi
(14:48) OĞUZ ÇETİN:
ama her söz gibi bu da unutuldu
(14:48) Zafer:
bu sözünü bu gün kendisine tekrar hatırlatabilirsiniz ama somut olayları söyleyerek
(14:49) Zafer:
yazdığınız tutanakta bir güvenlik sorunundan üzerine basa basa söz ediyorsunuz ancak adama somut başınızdan geçenleri de anlatmanız lazım
(14:49) Zafer:
her şey yazıya dökülemiyor
(14:50) Zafer:
sizde bunu iyi bilirsiniz
(14:50) OĞUZ ÇETİN:
evet haklısınız
(14:51) OĞUZ ÇETİN:
ama dediğim gibi artık bu görev müdürlerimizindir
(14:51) OĞUZ ÇETİN:
eğer bu sorunlardan onlar rahatsız değillerse
(14:51) OĞUZ ÇETİN:
anlatmayabilirler, ancak sorunlar o kadar bariz ki
(14:52) Zafer:
benimde ricam ikincil bir ağızdan değil
(14:52) Zafer:
somut olayların ilk ağızdan cafere nakledilmesinden yana
(14:52) Zafer:
ama sakin olarak
(14:53) OĞUZ ÇETİN:
zafer bey, konu o aşamayı geçti dedim size...biz nisan ayında Cafer e bu sorunları 2 gün boyunca anlattık
(14:54) OĞUZ ÇETİN:
dinledi ve gitti
(14:54) OĞUZ ÇETİN:
neden şimdi aynı şeyleri tekrar yaşayalım ki, 4 ay sonra bir arkadaşımızın cenazesini omuzumuza alıp tekrar cafere konunun ne kadar önemli olduğunu mu anlatacağız
(14:55) OĞUZ ÇETİN:
bu konuda sorumluluk sizlerindir artık
(14:55) OĞUZ ÇETİN:
biz yerel ortakla ve sendikayla karşı karşıya gelmek istemiyoruz
(14:55) Zafer:
ok
(14:55) OĞUZ ÇETİN:
onlara daha önce durumu anlattık
(14:55) OĞUZ ÇETİN:
mustafa bey ve bayram bey de durumu anladı
(14:56) OĞUZ ÇETİN:
hareketi biz bekliyoruz
(14:57) Zafer:
ben recep bey ile konuşup sizin aktardıklarınızı ileteceğim
(14:58) OĞUZ ÇETİN:
teşekkür ederim
(14:58) OĞUZ ÇETİN:
Saat 3 olmak üzere zannediyorum Cafer gelecektir
(14:58) OĞUZ ÇETİN:
sonra görüşürüz
(14:59) Zafer:
çözüm konusunda yardımlarını tekrar isteyeceğim

................................................
Saat 15.30 civarı
Türk personelin tümü yemekhane de toplandılar.
Yemekhanedeki üç sıra halinde düzenlenmiş olan masa tertibini, orta sıradaki masalarda bulunan sandalyeleri kaldırarak iki sıra haline getirdiler.
Sadece son sıradaki masada Oğuz Çetin, sağında Murat Oğuz, onun yanında Erman Bayram, Oğuz Çetin’in sol yanında da Tunay Bozbeyoğlu oturdular.
Karşılarına gelecek şekilde ama sıranın baş tarafındaki masaya da iki sandalye koyarak görüşmeye gelecek olanları orada oturmaya mecbur ettiler. Bu şekilde bir daire gibi tertiplenmiş oturma düzeninde, görüşmeye gelenler ve Türk personelin sözcüleri karşılıklı oturacaklar, ama diğer bulunanlar da herkesin yüzünü görebilecekti.
Bu oturma düzeni aynı zamanda Türk personelin birlikteliğini ve eyleme katılımının eksiksiz olduğunu vurgularken, sözcülerinden başkasının da konuşmasına müsaade etmeyerek içinde bulundukları disiplini gösteriyordu.
Herkes oturmuş beklemeye başlamıştı.
“Eksiksiz burada mıyız, herkes geldi mi?” diye sordu Oğuz Çetin.
İçlerinden birisi “sağdan sayalım” dedi.
Tereddütsüz ve sıradan bir işmiş gibi sağdan saydı herkes.
“Bir, iki, üç,.....,27,28”
Herkes tamam, sakin bekleyiş çok sürmedi.
PM Bayram Bey, DMD Caferbaba, Aminu Gambo ve Doroty ile birlikte yemekhaneye geldi.
“Selamün Aleyküm” diyerek ilerledi. Ama oturma düzenini son anda fark etti bir an terddütten sonra kendileri için hazırlandığı aleni belli olan masaya dönüp oturmak mecburiyetinde kaldı. Sağında Bayram bey, onun sağına Doroty, Cafer babanın soluna da Aminu Gambo oturdu.
Türk personel ayağa kalkmıştı. Onlarda peşlerinden yerlerine oturdular.
Söze Bayram Bey başladı.
“Arkadaşlar, Mr. Cafer sizinle konuşmaya geldi. Sorunlarınızı ona anlatabilirsiniz”
Arkasından (İngilizce olarak) Caferbaba konuştu.
“Nedir sorun?”
Oğuz Çetin cevapladı.
“Ben özellikle Türkçe konuşacağım. Hem buradaki herkesin daha iyi anlaması için, hem de böyle olması gerektiği için”. Sağ yanında oturan Murat Oğuz’a döndü ve Murat Oğuz bu cümleyi aynen İngilizceye çevirdi.
Oğuz Çetin devam etti.
“Biz sorunlarımızı ve taleplerimizi bir yazı ile müdürlerimize verdik”
Murat Oğuz çeviriyi yaptı. Oğuz Çetin devam etti.
“Öğrenmek istediğiniz her şeyi onlar size aktarabilirler. Bizim söyleyeceğimiz bu kadar”
Murat Oğuz çeviriyi yaptı. Herkes sustu ve bir süre sessizlik oldu.
Caferbaba ayağa kalkarak teşekkür etti ve PM dâhil gelenlerin hepsi yemekhaneden çıkarak ofislerine döndüler.

Saat 20.30 civarı
Türk personel yemekhanede oturuyor. Tavla ve okey oynuyorlar. Bazıları TV seyrediyor.
İçeriye PM Bayram Bey ve PC Mustafa Bey girdi.
Kenar masalardan birisine oturdular.
Diğer personel yavaş yavaş etraflarında toplanmaya başladı, oyun oynayanlar oyunlarını bıraktılar, televizyonun sesi kısıldı.
İki müdür de, eylemcilerin kayıtsız şartsız yanında olduklarını, isteklerine ve davalarına hak verdiklerini söyledi. Ama Bayram Bey,"sadece yazdığınız yazıdaki üçüncü maddeden sekizinci maddeye kadar olanlar İstanbul’dakileri çok şaşırttı” dedi.
Bu maddelerin tutanağa yazılmasında ısrarı olan Tunay açıklamada bulundu.
“Belki haklısınız, o sorunlarımızda vardı. Biz tekrar tekrar bir toplantı ve benzer tutanaklar olmasın diye onları da yazdık” dedi.
Bayram Bey, “Recep Bey dedi ki, ilk iki maddede çocuklara tamamen katılıyorum, ama sonra yazdıkları haklı isteklerini örtmüş.”
Bu konuda konuşmalar devam etti.
Mustafa Bey, bir ara “çalışmama kararınızı tekrar gözden geçirin, sorunları çözmeye devam ederiz, ama işe çıksanız iyi olacak” gibisinden bir tavsiyede bulundu.
Başta Oğuz Çetin olmak üzere hiç kimse bu öneriyi tasvip ve kabul etmedi.
Mustafa Bey “Caferbaba’ya ve diğerlerine istekleriniz anlatabilmemiz için yazıyı İngilizceye çevirebilir misiniz, bizim İngilizcemiz yetersiz” dedi.
Oğuz Çetin bu isteğe karşı çıktı. “Biz taleplerimizi size yaptık, yerel ortağımıza değil, bu sebeple zaten Türkçe yazdık tutanağımızı”.
“Ben sadece bir çeviri istiyorum, yeni bir yazı değil”
dedi Mustafa Bey.
Tunay “tamam abi hallederiz” dedi.
PM ve PC yemekhaneden ayrıldılar.

Yemekhanede kalanlar arasında, özellikle Tunay, Murat ve Oğuz arasında, tutanağın İngilizceye çevrilip çevrilmemesi konusunda görüş ayrılığı belirdi.
Oğuz Çetin, bu şekilde bir yazı yazıldığı takdirde, muhataplarının yerel ortakları ve işçi sendikası yöneticileri olmasını kabul etmiş olacaklarını söyledi.
Tunay Bozbeyoğlu, tarih ve imzası bulunan yeni bir yazı yazılmasının uygun olduğunu söyledi.
Oğuz Çetin, tarihli ve imzalı bir yeni yazının, bir öncekini iptal edeceği anlamına geldiğini ve bu şekilde de ilk yazılarındaki taleplerinin de tartışmaya açılacağını söyledi.
Murat Oğuz yeni bir yazı değil, ama bir tercüme olabileceğini söyledi.
Oğuz Çetin,
“Ben yeni bir yazıya kesinlikle imza atmam ve bana verilmiş sözcülük yetkisiyle de temsil ettiğim herkes adına bu yazının yazılmasına karşı çıkıyorum, ama çok gerekliyse ki ben gerekliliğine inanmıyorum, çünkü hem Bayram hem de Mustafa beyin İngilizceleri bu basit cümleleri İngilizce anlatmaya yetecek düzeydedir, sadece bir çeviri, ama sadece ilk iki maddenin çevirisi yapılabilir”.
Diyerek bu konudaki tavrını net olarak ortaya koydu.
Sonuç olarak, yazının sınırlı bir çevirisinin bu akşam Tunay Bozbeyoğlu tarafından yapılarak yarın sabah Mustafa Beye verilmesi kararına varıldı.

Personel evlerine dağıldı.

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...