BAZI KİTAPLAR, BAZI KONULAR BELKİ SİZE GÖRE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISINDAN İRDELENMİŞ OLABİLİR.
3 Nisan 2010 Cumartesi
GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-ÖNYARGININ SEFALETİ YA DA ATEŞLİ BİR GECE - 1
GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-ÖNYARGININ SEFALETİ YA DA ATEŞLİ BİR GECE - 2
31 Mart 2010 Çarşamba
GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-İLK KAMYON KAZASI
21 Mart 2010 Pazar
GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-MOTORİN TANKERİ
12 Mart 2010 Cuma
GÖNDERİLMEMİŞ ŞANTİYE MEKTUPLARI-MOTORİN HIRSIZLIĞI
06-06-2003 ŞANTİYE-LOJMANLAR
Böyle cırlaması (bağırınca sesi tizleşiyor) beni iyice geriyor zaten, birde “senin operatörün” veya “senin formen bozuntun var ya…” şeklinde söze başlar. Benim ekibim ya, doğrudan bana hakaret edemediği, bağıramadığı için bu şekilde dolaylı yoldan yapıyor.
Ama hemen adam kovmakla olmaz ki. Burası Afrika. Lakin bizimkiler karşılarında zencileri görünce hemen efendi-köle ilişkisine dönüştürüyorlar her konuyu. Adamların yüzüne karşı gereksiz bağırmalar, nasıl olsa anlamıyorlar diye ana-avrat küfürler gırla gidiyor. Mesela bizim Türk formen İngilizcede yes, no, okey dâhil on kelime ya biliyor ya bilmiyor. Almış karşısına bir yerel işçiyi, ona iş öğretmeye-anlatmaya çalışıyor. İşçi anlamıyor haliyle. Sonra da bizimkisi başlıyor bağırmaya, “bunlar geri zekâlı, iki saattir anlatıyorum hiçbir şey anlamıyor” diye. Bizimkilerde bir kibir, bir böbürlenme, sanırsın medeniyeti ilk defa kendisi getirmiş Afrika’ya. Kadıköy’de veya Kızılay’da kaldırımda yürüyen sıradan insanlardanken burada birden kendilerini “efendi” zannetmeye başlıyorlar.
Aradan çok zaman geçmeden bu yakıt hırsızlığı önüne geçilemez biçimde arttı. Artık işten çıkardığımız şoför veya makine operatörünün sayısını ben bile önemsememeye başladım. Bütün bu kargaşanın içinde bir şoför temiz kalmıştı. Onun kamyonundan yakıt çalınmıyordu. “Emeka” bu sebeple en güvendiğim adamım oldu. Her işe hiç itiraz etmeden koşuyordu. Su tankerine şoför mü lazım, Emeka hemen gönüllü gidiyor, bir kamyonda arıza mı var, Emeka tamir ekibinden önce müdahale ediyor. Böyle cevval bir eleman işte. Ama şüpheler üzerinde toplanmaya başladı yavaş yavaş. Sonradan anlaşıldı ve ispat edildi ki mazot hırsızlığının düzenlenmesi ve idaresi tamamen onun kontrolündeymiş. İşine son verildi elbette hemen. Hırsızlık bitti mi, elbette hayır. Bu çok hikâyeye konu olacaktı 29 Ekim 2009 Perşembe
BETONUN SUYU, MİKSERİN REDÜKTÖRÜ, ELİNİN KÖRÜ
Laboratuar test sonuçları harika görünüyor. Küp numunelerindeki basınç gerilmeleri, kiriş numunelerindeki çekme gerilme sonuçları neredeyse yüzde yirmibeş, otuz daha yüksek. Taze beton çökme miktarları üç santimden daha fazla değil. Kâğıt üzerinde her şey harika.
Günlerdir beton yüzeyine oluşan çatlaklar dolayısıyla herkes birbirini tenkit edip suçluyor. Proje müdürü şantiye şefini, şantiye şefi saha mühendisini, saha mühendisi beton ekip şefini, beton ekip şefi beton santralı operatörünü, santral operatörü beton agregası getiren taşeronu suçladı, sitem etti, fırçaladı.
Beton ekibi “malzeme bozuk” dedi. Arazi mühendisi, şantiye şefine “doğal kum çok kirliymiş” dedi. Şantiye şefi, proje müdürüne “agrega uygun boyutta gelmiyor” diye şikâyet etti.

Proje müdürü, agrega getiren taşeronu “getirdiğin agrega gradasyona ve verdiğim boyutlara uygun değil, paranı keseceğim ve bu kötü malzemeyi hemen geri götüreceksin” diye tehdit etti.
Proje müdürü, beton dökümünü kontrol etti ve beton serme ekibine “betona burada su veriyorsunuz, vibrasyonu da fazla yapıyorsunuz” diye kızdı, döndü geldi laboratuara.
“Beton slampını (çökme miktarı-su miktarı arttıkça slamp değeri de büyür) neden kontrol etmiyorsunuz” diye fırça attı. Laboratuar çalışanı “… bakıyoruz abi, her mikser santralden çıkmadan muhakkak slampına da bakıyorum, numune de alıyorum” diye kendini savundu.
-….ne! ne, ne , ne ???? Sen numuneleri santralde mi alıyorsun yani???
-Evet şefim.
-Neden oğlum, arazide, beton döküm yerinde yapman gerekir bu işleri?
-Ama numune kalıpları filan ağır şefim, kamyonete indir bindir zor oluyor, hem Hacı abiyi (kamyonet şoförü) her zaman bulamıyorum.
-…… **xxx@@@!!!!XXXX###.......
-Tamam, şefim testleri arazide yapmaya devam edeceğim.
Eğer beton santralden normal çıkıyorsa ve arazide de su verilmiyorsa nasıl oluyor da gidene kadar bu hale geliyor? Beton kendi kendine sulanmıyorsa demek ki yolda giderken su ilave ediliyor. Mikserler uzaktan takibe alındı. Evet, santralın görüş alanından çıkan mikser sürücüsü hemen durup mikserin içine giden su borusunun vanasını açıyor ve bir süre betona su verdikten sonra tekrar devam ediyor yoluna. Daha uyanık sürücüler, döküm yerinde betonu verdikten sonra mikseri yıkamak içim içine su veriyorlar ve beton santralına gittiklerinde yüklenilen beton bu suyun içine konuyor.
Yani, virgülden sonraki haneleri düşünecek kadar hassas olmaya çalışan şantiye mühendisleri, beton kalitesini yükseltmek için kafa patlatıp koştururken bu kurnaz sürücüler onları tamamen aptal yerine koyuyorlar.
Neden böyle yaptıklarını sordular kızgınlıkla. Cevap hem masumca hem de trajikomikti.
-Şefim, beton katı olunca mikserin redüktörleri zorlanıyor ve çabuk bozuluyor. Patronlarda bize fırça atıp tamir paralarını maaştan kesiyorlar.
Normal bakım ve onarımı periyodunda yapılmayan her makine arızalanmaya mahkûmdur zaten.
Artık, laboratuar elemanları betonla ilgili deneyleri arazide yapıyor, numuneleri arazide alıyorlar. Mikser sürücüleri sıkı şekilde takip ve tembih ediliyor.
Numune sonuçlarının daha gerçekçi olduğu görülüyor.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
KİTAB-ÜL HİYEL'in EN VURUCU PARAGRAFI

TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?* “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...
-
FIRTINAYI KARŞILAMAK 16:25 18.05.2003 ŞANTİYE Bu gün tatil pazarı. Sabahtan üç-dört kişi alışverişe çıktık. Bir naylon çanta aldım, kirli...
-
MOTORİN TANKERİ 08-03-2009 - Otel, 10 numaralı oda. Saat 00.30 suları. Şirket hattının olduğu cep telefonu çalmaya başladı. Aslında telefon...
-
Taliban ve Ölüm Kuyusu 28–11–2005 Kabul-Gardez Yolu İyileştirme Projesi. Artık şantiyeyi kapatma aşamasındayız. Havalar soğudu, geceleri km ...

