25 Mayıs 2009 Pazartesi

3 NİSAN - doğum günü hediyem (2)

3 NİSAN - doğum günü hediyem (2)

Aradan iki hafta geçti. İdareden kontrol mühendislerinin

de olduğu bir toplantıda yine bu konu konuşulmaya başlandı. Aslında bu konu, benim olduğum her toplantıda veya sohbette ortaya geliyor ve konuşuluyordu. Ben fazla yorum yapmıyordum. Ancak tekrarladığım şuydu. Şantiyemizin bir suç mahalli gibi aranması, personelimin suçlular gibi bir araya toplanıp etrafımızı köpeklerle ve silahlı askerler

le sarılması rencide edici bir şeydi. Böyle yapmamaları gerekirdi. Ben bunları söylediğimde de hemen herkes haklı olduğumu, güvenlik binbaşısının durumu çok abarttığını söylüyorlardı. Hatta daha sonra kulağıma gelenlere göre, arkadaşlarından bu konuda binbaşı tenkitler almıştı. Zannediyorum ki bunlar etkili oldu ve binbaşı ile dah

a sonradan oldukça samimi bir dostluğumuz oluştu.

İki hafta sonraki toplantıda tabur komutanı yarbay bana hitaben “bu konuyu böyle kansere dönüşmeden siz halledebilirdiniz aslında Timur bey” dedi. “Halledebilirdiniz derken komutanım?” diye sordum.

“Yapılacak iş çok maliyetli değildi yüklenici olarak siz toplantıda bu binaları bedelsiz yapacağınız söyleyebilirdiniz, bu jestiniz hem idare, hem üs komutanlığı nezdinde itibarınızı çok arttırırdı” diye cevapladı.

“Haklısınız kısmen komutanım” dedim. “Ama konu bu kadar basit değil maalesef. Büyük kısmı sizin tarafınızdan yapılan her türlü malzeme, makine, personel taleplerinizi hiçbir şekilde tereddüt etmeden ve sorgulamadan yerine getirdim. Bunları şimdi sayarak saygısızlık etmeye

ceğim ama sizde bunun doğru olduğunu takdir edersiniz”.

Yarbay tereddütsüz bir samimiyetle “evet bu konuda kesinlikle haklısınız” diyerek onayladı.

“Ve yine haklısınız tartışma konusu binaların yapımı ve maliyeti tarafımızdan rahatlıkla karşılanabilecek düzeyde. Ama üs komutanlığının bu güne kadar bize, yani şantiye personeline davranışı, emir komuta zincirindeki personele olduğu gibi oldu. Hatta komutanımızın bizden talep etme usulü genelde azarlama biçiminde olmuştur. Mesela istediğini yapmazsam “sana hayatı köşeli yaşatırım” şeklindeki esprili tehdidini artık biz şa

ntiyede aramızda atasözü gibi kullanıyoruz.”

Odadakiler güldüler.

“Ben, bizzat komutanın bu binaların yapımı konusunda talepte bulunmasını beklerdim. Yoksa gereksiz bir atılganlık göstererek

yaparız dersem, kendi patronlarıma karşıda zor durumda kalırım”.

Suskunluk oldu. Devam ettim.

“Ama ben yine patronlarımla bu konuyu görüşeceğim ve sanıyorum onları ikna ederim” dedim.

Birkaç gün sonra şantiyeye gelen patrona konuyu açtım. Biraz da ısrar ederek binalardan birisinin bedelsiz yapımını kabul ettirdim ve bunu albaya (komutana söylemesi için) söyledim.

Komutan birkaç gün sonra bana haber gönderdi, saat onüçotuzda kuzey takeoffda bulunmamı, pistbaşı nöbetçi subay kulübesi ve take off binasının yerini tespit edeceğimizi bildirdi. Ölçme ekibini de alıp istenilen saatte istenilen yere gittim. Komutan istediği noktayı göstererek “bir ayda bitirebilecek misin” diye sordu. “Evet komutanım bitirebiliriz” dedim. “Göreceğiz bakalım” diye hafiften tehdit ederek ayrıldı.

Hemen çalışmalara başlattım, temeli kazıp beton dökmemiz üç günde bitti, temel kalıplarını sökerken de yığma delikli tuğlaları getirmeye başlamıştık.

Bu arada mutad toplantılarımız da devam ediyor. Son toplantıda meydan müdürü destek gurup komutanı albaya sordu. Unutmadan, üs komutanı artık toplantılara katılmıyordu. “Komutanım, kuzeyde bir inşaat yaptırıyorsunuz, nedir o?”.

“Yeni pistbaşı ve take off binaları” dedi albay.

“O zaman biz alanı kapatmak mecburiyetinde kalacağız, çünkü ILS sistemi o bina yüzünden çalışmaz”.

ILS sistemi, uçaklara aletli iniş yaptıran, olmazsa olmaz bir sistem.

Albay, “bu konu aylardır konuşuluyor, sizden bir hareket gelmeyince sağ olsun Timur bey yapımı üstlendi, yerinin tespitini de komutanımız yaptı.”

Toplantıda bu konuda uzun konuşmalar oldu.

Ve sonunda binanın yapılmamasına, yapılan çalışmanın da durdurularak arazinin düzeltilmesine karar verildi.

Şantiyeye döndüm, şantiye şefine talimat verdim. “Tuğlaları pistten alın, temeli kapatarak araziyi eski haline getirin.”

İtiraz gecikmeden geldi, “ama abi on metreküp beton döktük oraya, makine çalışması hariç, kalıpçı hariç, o kadar adam çalışarak tuğla indirdik, neden şimdi kapatıyoruz?”

“Koçum hayatını köşeli yaşatırım sana, ne diyorsam yap hemen”.

Homurdanarak odadan çıktı, formeni anons etmeye başladı telsizden.

Hiç yorum yok:

  TOPLUMUMUZ ARTIK SADECE ERGENLERDEN OLUŞUYOR?*   “Çocuklar İktidarda” kitabının yazarı İsveçli Psikiyatrist David Eberhard, liberal ye...