
MÜH. EĞİTİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR PDÖ -2-
Aktif Eğitimin Özellikleri
Ana Bileşenler
Aktif eğitimin ayırt edici 4 ana bileşeni olduğu söylenebilir ( Mortos 1997, Yüksel v.d 2002, Öztura v.d. 2002):
Öğrenci merkezli: Klasik eğitimdeki öğretici, merkezden uzaklaşıp grup bireylerinden biri konumuna geçmektedir. Bu durumda öğrencinin problemi sahiplenmesi ve öğrenme konularını grup içinde tartışarak belirlemesi esastır. Belirlenen konular bir sonraki oturuma kadar öğrenilmelidir. Eğitim yönlendiricisi bu konumda tartışmayı izlemek ve sadece konudan çok uzaklaşılmasını önlemek amacıyla yönlendirici sorularla tartışmaya katılmalıdır.
Probleme Dayalı: Mühendislik eğitiminde öğrenme konuları yıllara göre belirlendiğinde belli problemlerin bu konuların bir veya birkaçını öğrenmede yararlı olabileceği görülmüştür. Bu örneklerden yola çıkarak, belli bir konunun tüm yönleri ile öğrenilmesi sağlanabilir. Ancak öğrencinin problemin amacını daha iyi kavraması ve öğrenme konularını sahiplenmesi sağlanmalıdır. Bunun için kullanılan yöntem “Senaryolaştırma” sistemidir. Eğer yeterli ve uygun senaryolar üretilirse öğrencilerin motivasyonu en yüksek düzeyde tutularak, hem, senaryonun öğrenme hedeflerindeki mesleki bilgilerin çok hızlı alınması mümkün hale gelir, hem de ilgili yan konular (sosyal etkileşim, etik değerler, kaynak araştırma vb.) yeterince tartışılmış olur.
Bütünleştirilmiş : Bir mühendisin mesleki açıdan bilmesi gereken konular klasik eğitimde yıllara göre dağıtılmıştır. İlk yıllarda matematik ve temel bilimler, daha sonra mesleki teoriler ve yöntemler, son sınıflarda ise projelere ve sistemlere dönük bir yapılandırma mevcuttur. Ancak bu sistemin sakıncalı taraflarından biri öğrencilerin alt sınıflarda edindikleri bilgileri, üst sınıflara gelinceye kadar kısmen veya çoğu kez tamamen unutmasıdır. Bu nedenle, eğitim sisteminin yatay ve dikey olarak tümleştirilerek, her aşamada öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesi ve birbiri ile ilişkilendirilmesi gerekir.
Teknoloji Kullanımı: Günümüzde öğrencilerin bilgileri elde etmeleri ve bunların pratik ve teorik uygulamalarını gözlemlemelerinde görsel araçlar ve olanaklar büyük önem kazanmıştır. Araştırma ve bilgi kaynaklarına erişimde başta elektronik kütüphaneler ve internet ortamı etkin olarak kullanılmalıdır. Bunun yanında eğitim sırasında çoklu ortam öğeleri ve animasyonlardan yararlanılması, çalışma mekanizmaları ve yapılarını çabuk kavrama açısından önemli olup edinilen bilgilerin kalıcılığına yardımcı olacaktır.
Modüler Yapı
Probleme dayalı eğitimde modüler bir yapılanma uygun görülmektedir. Modüler yapının amacı, öğrencilerin modül süresince yoğun olarak sadece verilen problem ve öğrenme hedefleri üzerine odaklanmalarının sağlanmasıdır. Modüller genellikle 2 veya 3 hafta sürelidir. Bu süre içinde her biri iki veya üç bölümden oluşan üç ya da dört PDÖ oturumu, destekleyici sunum ve gösteriler (dersler), uygulama ve/veya laboratuarlar, öğretim üyeleri ile görüşme ve tartışma saatleri bulunur. Bunun dışındaki tüm zaman öğrencilerin araştırma ve kendi çalışmaları için ayrılmıştır. Her modül bir sınav ile sonlandırılır.
Modül PDÖ Oturumları
Probleme dayalı öğretim sisteminin temeli PDÖ oturumlarıdır. Bu oturumlarda daha önceden planlanmış öğrenme konularının, konuyu en iyi şekilde açıklayan problemler doğrultusunda öğrenilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu problemler senaryolaştırılmış halde öğrenciye bölümler halinde sunulur. Her bölümde öğrencinin bilgilerini gözden geçirmesi ve olay hakkında yeterince fikir üretmesi beklenir. Üretilen fikirler tartışma yolu ile, bir sonraki bölümde verilen ek bilgiler ve çıkarılan öğrenme hedefleri doğrultusunda edinilen yeni bilgilerin de kullanımıyla, azaltılarak, modül sonunda problemin çözüme ulaştırılması hedeflenir.
Öğrenme sürecinden (problemin çözümü için gerekli olan bilgilerin tanımlanması, öğrenme hedefleri, bu hedefe ulaşmak için gerekli kaynaklara ulaşılması , v.b) öğrenci sorumludur.
Değerlendirme sınav, ödev, v.b yöntemlerle yapılır.
PDÖ yönteminde, PDÖ’lere katılım, kişisel çalışmalar, grup içinde çalışmalar, derse katılım, sınıfa hazırlıklı gelme, dinleme ve konuşma yeteneği, gruba yeni bilgileri tartışma olanağı yaratma, v.b. çok sayıda özellik bütün olarak değerlendirilir. Sınavlar PDÖ sürecine benzer şekilde yapılır.
SONUÇ
PDÖ uygulanması kolay olmayan, zahmetli ancak keyifli bir eğitim sürecidir. Mühendislikte PDÖ uygulayan Delaware Üniversitesi, probleme dayalı öğrenmeyi geliştirmek amacıyla 1,23 Milyon dolar bağış sağlayabilmiştir (UD 2003). Dokuz Eylül Üniversitesi, öğretim üyelerinin özverili çalışmalarıyla benzer bir eğitim sürecini yaşamaktadır.
Bu süreçte görev alan öğretim elemanlarının üzerine düşen yük kimi zaman sınırlarını zorlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında PDÖ kimi zaman bedeli çok ağır olabilen bir dönüşümdür. Aktif eğitimin geri bildirim ve sürekli güncellenme gibi ayrılmaz iki bileşeni emek yoğun ve dinamik bir yapıyı beraberinde getirmektedir. Böylesine emek yoğun bir yapının sürekli kılınabilmesi ancak toplumsal desteğin oluşması ile olanaklı olabilecektir.
Üniversitelerin yalnızca meslek adamı değil, düşünen ve sorgulayan insanlar yetiştirmesi gerekliliğinden hareketle, kültür, spor ve yabancı dil konusunda da öğrencileri destekleyecek etkinlikleri içeren; öğrencileri yönlendiren eğitim modellerinin araştırılması, genç ve dinamik olduğu söylenen toplumsal yapımıza uyacak dinamik eğitim modellerinin tartışılması, bu konuda da ürünün (mezunların) nihai kullanıcısı sanayi ile işbirliği yapılması gerekmektedir.
Üniversite eğitimine, özelde mühendislik eğitimine yönelik olarak üstyapıda neler yapılabileceği, üniversiteler arasında ortak komisyonlar oluşturularak tartışılmalıdır. Eğitim süresi dahil (ASCE –American Society of Civil Engineering – ABD’de lisans eğitiminin beş yıla çıkarılmasını savunmaktadır), mühendis adaylarının lisans eğitimi sürecinde nasıl motive edilebileceği tartışılmalı, eğitimin meslek yaşamı boyunca süren, yaşayan bir nitelik taşıdığının öğrencilere kavratılması sağlanmalıdır.
Ana Bileşenler
Aktif eğitimin ayırt edici 4 ana bileşeni olduğu söylenebilir ( Mortos 1997, Yüksel v.d 2002, Öztura v.d. 2002):
Öğrenci merkezli: Klasik eğitimdeki öğretici, merkezden uzaklaşıp grup bireylerinden biri konumuna geçmektedir. Bu durumda öğrencinin problemi sahiplenmesi ve öğrenme konularını grup içinde tartışarak belirlemesi esastır. Belirlenen konular bir sonraki oturuma kadar öğrenilmelidir. Eğitim yönlendiricisi bu konumda tartışmayı izlemek ve sadece konudan çok uzaklaşılmasını önlemek amacıyla yönlendirici sorularla tartışmaya katılmalıdır.
Probleme Dayalı: Mühendislik eğitiminde öğrenme konuları yıllara göre belirlendiğinde belli problemlerin bu konuların bir veya birkaçını öğrenmede yararlı olabileceği görülmüştür. Bu örneklerden yola çıkarak, belli bir konunun tüm yönleri ile öğrenilmesi sağlanabilir. Ancak öğrencinin problemin amacını daha iyi kavraması ve öğrenme konularını sahiplenmesi sağlanmalıdır. Bunun için kullanılan yöntem “Senaryolaştırma” sistemidir. Eğer yeterli ve uygun senaryolar üretilirse öğrencilerin motivasyonu en yüksek düzeyde tutularak, hem, senaryonun öğrenme hedeflerindeki mesleki bilgilerin çok hızlı alınması mümkün hale gelir, hem de ilgili yan konular (sosyal etkileşim, etik değerler, kaynak araştırma vb.) yeterince tartışılmış olur.
Bütünleştirilmiş : Bir mühendisin mesleki açıdan bilmesi gereken konular klasik eğitimde yıllara göre dağıtılmıştır. İlk yıllarda matematik ve temel bilimler, daha sonra mesleki teoriler ve yöntemler, son sınıflarda ise projelere ve sistemlere dönük bir yapılandırma mevcuttur. Ancak bu sistemin sakıncalı taraflarından biri öğrencilerin alt sınıflarda edindikleri bilgileri, üst sınıflara gelinceye kadar kısmen veya çoğu kez tamamen unutmasıdır. Bu nedenle, eğitim sisteminin yatay ve dikey olarak tümleştirilerek, her aşamada öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesi ve birbiri ile ilişkilendirilmesi gerekir.
Teknoloji Kullanımı: Günümüzde öğrencilerin bilgileri elde etmeleri ve bunların pratik ve teorik uygulamalarını gözlemlemelerinde görsel araçlar ve olanaklar büyük önem kazanmıştır. Araştırma ve bilgi kaynaklarına erişimde başta elektronik kütüphaneler ve internet ortamı etkin olarak kullanılmalıdır. Bunun yanında eğitim sırasında çoklu ortam öğeleri ve animasyonlardan yararlanılması, çalışma mekanizmaları ve yapılarını çabuk kavrama açısından önemli olup edinilen bilgilerin kalıcılığına yardımcı olacaktır.
Modüler Yapı
Probleme dayalı eğitimde modüler bir yapılanma uygun görülmektedir. Modüler yapının amacı, öğrencilerin modül süresince yoğun olarak sadece verilen problem ve öğrenme hedefleri üzerine odaklanmalarının sağlanmasıdır. Modüller genellikle 2 veya 3 hafta sürelidir. Bu süre içinde her biri iki veya üç bölümden oluşan üç ya da dört PDÖ oturumu, destekleyici sunum ve gösteriler (dersler), uygulama ve/veya laboratuarlar, öğretim üyeleri ile görüşme ve tartışma saatleri bulunur. Bunun dışındaki tüm zaman öğrencilerin araştırma ve kendi çalışmaları için ayrılmıştır. Her modül bir sınav ile sonlandırılır.
Modül PDÖ Oturumları
Probleme dayalı öğretim sisteminin temeli PDÖ oturumlarıdır. Bu oturumlarda daha önceden planlanmış öğrenme konularının, konuyu en iyi şekilde açıklayan problemler doğrultusunda öğrenilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu problemler senaryolaştırılmış halde öğrenciye bölümler halinde sunulur. Her bölümde öğrencinin bilgilerini gözden geçirmesi ve olay hakkında yeterince fikir üretmesi beklenir. Üretilen fikirler tartışma yolu ile, bir sonraki bölümde verilen ek bilgiler ve çıkarılan öğrenme hedefleri doğrultusunda edinilen yeni bilgilerin de kullanımıyla, azaltılarak, modül sonunda problemin çözüme ulaştırılması hedeflenir.
Öğrenme sürecinden (problemin çözümü için gerekli olan bilgilerin tanımlanması, öğrenme hedefleri, bu hedefe ulaşmak için gerekli kaynaklara ulaşılması , v.b) öğrenci sorumludur.
Değerlendirme sınav, ödev, v.b yöntemlerle yapılır.
PDÖ yönteminde, PDÖ’lere katılım, kişisel çalışmalar, grup içinde çalışmalar, derse katılım, sınıfa hazırlıklı gelme, dinleme ve konuşma yeteneği, gruba yeni bilgileri tartışma olanağı yaratma, v.b. çok sayıda özellik bütün olarak değerlendirilir. Sınavlar PDÖ sürecine benzer şekilde yapılır.
SONUÇ
PDÖ uygulanması kolay olmayan, zahmetli ancak keyifli bir eğitim sürecidir. Mühendislikte PDÖ uygulayan Delaware Üniversitesi, probleme dayalı öğrenmeyi geliştirmek amacıyla 1,23 Milyon dolar bağış sağlayabilmiştir (UD 2003). Dokuz Eylül Üniversitesi, öğretim üyelerinin özverili çalışmalarıyla benzer bir eğitim sürecini yaşamaktadır.
Bu süreçte görev alan öğretim elemanlarının üzerine düşen yük kimi zaman sınırlarını zorlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında PDÖ kimi zaman bedeli çok ağır olabilen bir dönüşümdür. Aktif eğitimin geri bildirim ve sürekli güncellenme gibi ayrılmaz iki bileşeni emek yoğun ve dinamik bir yapıyı beraberinde getirmektedir. Böylesine emek yoğun bir yapının sürekli kılınabilmesi ancak toplumsal desteğin oluşması ile olanaklı olabilecektir.
Üniversitelerin yalnızca meslek adamı değil, düşünen ve sorgulayan insanlar yetiştirmesi gerekliliğinden hareketle, kültür, spor ve yabancı dil konusunda da öğrencileri destekleyecek etkinlikleri içeren; öğrencileri yönlendiren eğitim modellerinin araştırılması, genç ve dinamik olduğu söylenen toplumsal yapımıza uyacak dinamik eğitim modellerinin tartışılması, bu konuda da ürünün (mezunların) nihai kullanıcısı sanayi ile işbirliği yapılması gerekmektedir.
Üniversite eğitimine, özelde mühendislik eğitimine yönelik olarak üstyapıda neler yapılabileceği, üniversiteler arasında ortak komisyonlar oluşturularak tartışılmalıdır. Eğitim süresi dahil (ASCE –American Society of Civil Engineering – ABD’de lisans eğitiminin beş yıla çıkarılmasını savunmaktadır), mühendis adaylarının lisans eğitimi sürecinde nasıl motive edilebileceği tartışılmalı, eğitimin meslek yaşamı boyunca süren, yaşayan bir nitelik taşıdığının öğrencilere kavratılması sağlanmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder